25 Eylül 2009 Cuma

aralık...


yazamıyorum bayadır..
aklımın köşelerine saklandı yine birşeyler..
incinmeler
incinmemeler
senler...

hayat yalan söyler...
ve
ardından renkler bırakır...
hızla geçen bir arabanın arkasından çıkan dumanlar gibi..

sen erguvan renklerini görmek istersin o zaman
hani şu mavili morlu..

geçen gri döküntüler, siyah gölgeler geçip gider..
görmezsin
ya da
görmek istemezsin..

sonsuza dek mutlu mesut yaşamak yok bu hikayede
senin okuduklarından farklı
hani satırları iyice sıksan elinde, tüm gücünle
bir iki gülümseme çıkar belki..

insanlar büyür..
rüyaları küçülür..
sen orada arada bir yerde o rüyada kalıverirsin..

o kapıdan hiç geçemezsin...

5 yorum:

beenmaya dedi ki...

İki ucu var bu hayatın aslında herkes kadar sen de biliyorsun bunu. Bir tarafı aydınlığa, bi tarafı karanlığa bakar. Bir de arada duranlar vardır. Gidip gidip gelenler. Aydınlıkta karanlığı kurcalayıp, karanlıkta ışığı özleyenler...Peki ya gerçeği nerede, hangi zamanda yitirdik biz sevgili dostum. Yitirdik de böyle amansız düşlere daldık...Zamansız düşlerde esir kaldık. Söylesene bana şimdi bir diğer ucunda olduğun kanadın üzerinden, hayatın tam da bitti dediğin orta yerinden, herşeye inat hala avuç içlerinde sakladığın düşlerin en eskisinden, diğer yanı olduğun o gülümsemeden ses verip de sesime, söylesene bana şimdi sen nerede, hangi zamanda ve nasılsın...Hangi gerçeğin kanatıp da yaraladığı sol yanını hangi düşün eli hafifliğiyle onarmaktasın...

Bekriya dedi ki...

an gelip rüyaların da bittiğini görüyorum ben rüyasız bir yaşam. öylesine akıp giden.

hani bazen saman gibi deriz ya işte tam da öyle, bazen kendi hayatıma bakıyorum başkalarının çok renkli gördüğü benimse artık siyah olarak algıladığım

eksikler var kesiklerin içinde hiç kapatılmayacak...

morkedi dedi ki...

yorumlar o kadar güzel ki gölgede kaldı yazı...iiyiki varsınız gerçekten... bu başka birşey tarifsiz...
teşekkür ederim...

*mayaa:"Hangi gerçeğin kanatıp da yaraladığı sol yanını hangi düşün eli hafifliğiyle onarmaktasın..."
bu karnlaık ormandan bir el tutup çıkmak isterdim belki... ama elli belirsiz sese ışığa yürüyorum sol yanımın acısını dinleye dinleye... bazen duymamazlıkten gelerek ki o zaman daha beter oluyor intikamı ...
zamansız mevsimsiz düşlü düşsüz çoğu zaman ;ama herdaim düşerek... çıkıyorum bu gece ormanından..çıkıtğımı varsayarak oturuyorum belkide bir siyah ağacın dibinde....


*bekriya: saman gibi dediğimiz bizim hayatımız evet aynen.... renkleri kaybediyoruz giderek zaten en çabuk kirlenen değil miydi beyaz? biz o kirlenmiş beyazdayız beyazdan siyaha dönüşen
o şeyde renk bile diyemediğimiz.. eksiklerimizin içinde...

matias dedi ki...

once sen sonra maya ve bekriya..
yazacak bisey bırakmadınız valla:)

morkedi dedi ki...

=)
kalmştır muhakkak bişilerr matiaass