25 Ekim 2009 Pazar

birbirine bağlı iki ayrı yazı...


(aslında bikaç gün gecikmiş bir yazı evde olamadığımdan anca post edebildim)

Birkaç zamandır bir iki iş görüşmesine gittim. Gittiğim yerin kapısına 30metre kala bir mesaj geldi. Bir aksilik çıktı kusura bakmayın başka bir zaman haber vereceğiz diye. Tamam diye cevap gönderdim mesajı okudum ve güldüm. Evet, yeni bir aksilik daha. Hayat resmen dalga geçiyor kenardan halime bakıp gülüyor ama bugün ben bu olaydan sonra karşına geçip bir kahkaha atıp nanik yaptım. 
Aksilik. Evet, görünen bu. sisteme karşı olduğum için sistem beni bir türlü içine almak istemiyor. kenardan köşesinden yanaşmama sinir oluyor samimi olmadığımı onu aslında hiç sevmediğimi hep karşısında olduğumu biliyor… ısrarla almıyor beni içine.
Almasın ne mutlu..

Otobüse bindim ve kulaklığımı taktım ilk çalan şarkı eylül akşamı oldu.
Senin karşında daha güçlüyüm hayat bir sürü taş koy önüme umurumda değil her defasında daha sağlam duracağım karşında her düşmemde daha hızlı kalkıcam inan. Klasik sözler gelebilir bunlar sana ama sakın hafife alma.

Bir gün ben bu bağnaz yerden gidicem ve kendim için o çok istediğim şeyi yapıcam takım elbiseli somurtkan sıkıcı insan olmayı reddedicem. Bir gün o dergiyi kurucam. insanlar okumuyor sanatla kitapla ilgilenmiyor diyenlere inat çıkarıcam bu dergiyi. Editörü olucam ve de. bu dergi için asyaya afrikaya gidicem ve dünyanın en güzel fotoğraflarını çekicem. hala umutlu benim gibi düşünen bir şeylere inancını kaybetmeyen düş kurmanın gerçeklerden daha gerçek olduğunu düşünen insanlar olacak bu dergide. olumsuzluklar da olacak sonu iyi bitmese de olacak.
Ve bir gün ben cundaya taşınıcam. Yaşım belki40 belki 50 olacak ama şarabımı içerken denize karşı tahta masada otururken yazımı göndericem. Hep üzüldüm olmayışlara. Belki iyi ki oldu bugün o aksilik çünkü ben bunarı hiç düşünemezdim yoksa.

*****
Ne yaptım kendim için geriye dönüp baktığımda…
5 sene ye kadar geriye. Ne kaldı elimde.
Onun için gitmedim yurtdışına…
Onun için gitmedim İstanbula…

Onun için okumadım ikinci üniversiteyi.

Yamaç paraşütü yapmayı onun için erteledim...
Kamp yapmayı…
Şehirler görmeyi…
Gitar çalmayı…

Ne kadar çok şey varmış biriktirip yapmadığım ...

Anneme karşı çıktım...
Abim kadar sevdiğim insanın karşısına geçip dişi kaplan kesildim…

Savundum… Savundum… Çevremdeki herkese karşı savundum…

Ağladım bekledim…

Güldüm bekledim…
Mezun oldum bekledim…
Dans etmedim hiç o gelir diye…


Bir gün o bir günün gelmesini bekledim…

Verilen sözlerinin olmayışlarındaki hayal kırıklığımın geçmesini bekledim..
Bekledim…
Hepsi geçti…
Meğer her yapamadığı şey ayrı bir tuğla olup bir duvar örmeye yetebilmiş

Nasıl yavaş olmuş ki sert ve sağlam bir duvara dönüşmüş…

Ondan kopmaya çalışırken… kalkan olduğum kişilerin şimdi hepsi karşı bana….

ne yapıyorsun sen diye
o kadar uğraştın bu hale getirdin
şimdi neden vazgeçiyosun diye
ne kadar sağlam durmuşum; ki onu korurken kendimi tüketmişim yavaş yavaş fark etmeden.

Artık yer değiştiriyorum şimdi hayata karşı tutunuyorum ona karşı tutunduğum sabrı… Hayat… Senden daha neler çıkacak bilmiyorum ama artık kendime oynuyorum .
Zarı kendim için atıyorum…

Ya hep tek, hep yek…
Ya da dü-şeş

2 yorum:

beyazmavi dedi ki...

tavlayı manyakça oynasamda yek tek düşeş nedir bilmem,illa 6-6 gelmesi lazım değil;4-1 gelip hem kapı alıp hem de taş kırmak da mümkün

sonuç:nasıl istersen öyle hoşça güzel gelsin

not:cunda bademleri de yersin şarabın yanında,harika:)

beyazmavi dedi ki...

yazı bir yerde kader, alna yazılmış anlamına gelir.
ümidin olsun,çişelerin güneşin bulutların göğün denizin olsun.mutlu ol,yazın sen sisteme karşı çıkıyorsun diye değil,sen kendine çatısıyorsun diye niiş çıkışlı kimbilir,sen seni sar,sev ve pembe kal