22 Ağustos 2010 Pazar

Cevapları meçhul suallerin Renkleri


Yürek kimi sever, kime en çok seni der?
Yürek kaç yürekle diner? Yürek kaç kere yanarsa söner? Onca yanmadan sonra neden bir daha yanmak ister? Kaç kere sönerse durulur?  Yürek kaç kere yeniden sever?  Peki, gerçekten bir kez daha çok sever mi? Kaç hoşçakaldan sonra gelir merhaba? Kaç kez gitse de kalır, kalsa da gider? Ya kaç kez ardına bakmadan gider? kaç yağmurdan sonra büyür gözbebeği? Kaç yaştan sonra yeniden yağmura susar? Kaç sağanakta uzanır buluta kapatıp gözlerini?
Kaç düşte küser küsse de geri döner düşe?  Kaç kaybetmekten sonra vazgeçer düşten kaç düşüşte sarılır kendine…
Ey yaslanmaktan çukur olmuş omzum daha kaç yalnızlıktan sonra dolar aşk çukurun?

gözyaşlarımızı bitti mi sandın?

kendine tahammülsüzlüğün hat safhalarında... düşünmenin dibine vurulması vurup da çıkılamaması..yalnız bir adada üç şeysiz kalma isteği...

son arzun diye sorsalar sahi siz ne derdiniz?

13 Ağustos 2010 Cuma

sıcak

şu arka planı değiştiresim var ama çok sıcak.. üşeniyorum ya...
ve diyorum ki çok sevdim bu ezgiyi çook...


Nobahari-Mohsen_Namjoo
Yükleyen Ruzgarsiz. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaşayın!

24 Temmuz 2010 Cumartesi

sonundaaa

İ-s-t-a-n-b-l-u-e-!!!

ordan da olympos..!

yihuuuuu... ben geliyorum demizler lacivertler gemiler adalar sahiller martılaar sırt çantaaaam denize nazır banklaaar...

 


23 Temmuz 2010 Cuma

yeniden??

mümkün müdür...
yeniden?

kabuk tutan yaralar zamanında kopartılmazsa kendi düşer,düşünce anlaşılmaz iyileştiği...
öyle bir geçer ki... sahibini şaşırtır...
sonra başkalarına yara olur farketmeden...
nasıl da değişir insan...

git gide kalabalıklaşan yalnızlıkta sonsuzluk...
sonsuzluğun dibi yok
kimle kaç kişiyle içersen iç aynı


içimden sevmek geliyor bin mevsim görmek istiyor yeniden incitmeden...
mümkün müdür?

6 Temmuz 2010 Salı

boğazında bir kördüğüm



bunca şeylerden sonra sen bilir misin yeniden başlamayı
bilirsin elbet ben bilirim bildiğini
kime dokunsa yüreğin gücü yok
kanatları yok ki uçmaya

ellerinde ipler
uçlarında düğümler
düğümlerde bir kara
ellerin derin bir boşlukta
dolanır durur


biriktirdiklerinin neresindesin şimdi
biriktiremediklerin sırtında kambur

senin hikayen bu
başka bir şey bekleme...

vardır elbet onların sebepleri
senin susuşlarının bir anlamı vardır elbet


hikayen değişir mi ?

bak
zaten kimin kanatları var ki ?

umma başka birşey

güneşleri kimse söndürmedi sen göğe bak yeter..!

18 Haziran 2010 Cuma

hayat / masal

hayattan kaçmak için mi uydurduk sence maasalları ne dersin sonra kandırdık "çocuklar masallar sizin için" deyip kendmize adadık..
??


bakma kendi kendimle konuşuyorum yine..
özledim yazmayı...
iyileşiyorum yavaş yavaş...
ruhum da bedenim de benim parçam sana diyorum hayat...

biriktirmiyorum artık biriktirmeyeceğim
nasılsa bir farkı yok 
bir faydası yok...
içimdeki boşvermişlik git gide hızlanmakta...


unuttum unuttum diyorum  hayat seninle inatlaşmıyorum artık... vazgeçmek değil...
içimden gemiler geçiyor eleni piyano çalıyor...


dünya sessizce dönüyor avuçlarımda...
gözlerimi kapatıyorum arada biliyorum ki belki sen o arada geçip gidiyorsun milyonlarca ışık yılı kadar uzak olduğunun farkındayım o yüzden hiç acele etmiyorum geçtiğin yollara attığın yıldızları görüyorum...toplamaya mecalim yok..!


kelimelerim artık yaşlandı...
açmayacağım o mezarlığı...

başka bir çocuk doğmalı bu günlerde olmalı ya doğmalı...
duvarlar artık beyaza boyanmalı...!

belki ben yeni doğmuş o cocuğa yeni masallar uydurmalıyım...
hayata dair gerçek masallar...


olamaz mı..
ya olmalı...!




not: ihmal ettiğim tüm blogcanlarım artık geliyorum:)

11 Haziran 2010 Cuma

bııırrr

efendim bir geldim nasıl geldim...
küçücük kollarıma iğneler giirdi...
serumdu ilaçtı derken ameliyata kadar gitti..:/
yarın ameliyat oluyorum burnucuğumdan...acil olmam gerekiyor imiş...
bana şans dua edin bişeylerr :)
neyse bu kadar acındırma yeterr..

cesurum ben cesurum hiç birşeyden korkmammm ki zaten ...

1 Haziran 2010 Salı

haziran...

ey haziran ki en şımarığıdır yazın...
en kiraz en kırmızı en tatlı akşamüstleridir yılın...
hoşgeldin...

 şimdi yeni bir başlangıç daha yine bir sonun ardından...içim nasıl huzurlu... haziran nasıl da biliyorsun seni çok sevdiğimi...

gece izmire yolculuk var... uzun zamandıur bursadan bir adım öteye gitmemişim...çook iyi gelecek biliyorum... yolculuklarım hepinizi seviyorum... 

ve evet biliyorum daha sık yazmalıyım...az daha sabret blog:)

21 Mayıs 2010 Cuma

Saçmalamak



Oysa her şey gelip geçer biliyorsun
Başlayan her şey biter
Genco Erkal’dan dinliyorum bu gece. Belki 5yüzmilyonikinci kez:)
Bu dünya soğuyacak günün birinde... Fosile dönüşeceğiz ne trajedi ama... Ölü ozanlar derneğini izlemiş miydiniz? Çok küçükken izlemiştim ben sonra kitabını okudum ya da önce hangisini yaptım anımsamıyorum önemli de değil zaten... Orda da öyle diyordu düşünsenize böcekler bile bizden çok yaşayacak belki saçlarımızla… Bunu bile bile yaşamak dalga geçmek gibi insanla... (Hoş geldin Camus’nun saçma felsefesi.)
Ona rağmen deli gibi tutunuyoruz hayata...  Asla pes etmee! Sarııl hayata. Sımsıkı sarııl yalnızlığına Tek gerçek olan sensiin tek gerçek olan sensin diyoruz... Ne için?
Sonunda ne var bu dünyanın? Altı üstü neresi?

Yağmurlar yağarken izledim biraz. Sonra sonu da başı da görünen bir gökkuşağı çıktı. Belki birileri acaba gökkuşağı çıktı mı bir yerlerde diye düşünürken ben burada gördüm... Kavs-i kuzahı... Sonra gittim makinemi aldım ama pili bitmişti resmini çekemedim... Çekmek istedim çünkü ilk defa başı sonu belli bir gökkuşağı gördüm:/ çok güzeldi çıkıp altından geçecekmişim kadar güzel ve gerçek... Çocukluğumda deli gibi koşardım altından geçmek için... Hiç geçemedim... Hiç... Derler ki dileği kabul olur... Belki o yüzden tuttuğum dilekler olmuyor...
Dilekler… Ben düne kadar hep tuttum ama artık inanmıyorum. Boğazımda takılan düğümün artık çözülmesi gerek bu yüzden yeniden gözden geçiriyorum aklımı... Düşlerin hepsini geri dönüşüm kutusuna atıyorum... Artık düş yok... Hayal yok... Umarım daha az rüya görürüm... Papatyaları da koparmayacağım artık... Bu ara bir sürü şeyde değişiklik yapıyorum içimde... İçimde yılların bahar temizliği var... Tüm eskileri atıyorum...
Yerine hiç bir şey koymuyorum...

Arifiye’den Pamukkale’ye gitmiştik bir kez trenle. Denizli’ye ve de... Gençken... Güzeldi ama ıssızdır orası... Soğuktur... Az kişi uğrar ya da öleydi önceden... Belki bir gün öyle bir duraktan göğe bakarım... Ama göğe bakmak için duraklara ihtiyaç yok biliyorsun sen nerde durup göğe bakarsın orası göğe bakma durağındır... Her adımında olabilir... Her denizli sokağında yani; sen nasıl istersen... Adalarda sabahları bankta porsuğa karşı kimse yokken kitap okurdum bazen. Nasıl iyi gelirdi... Nasıl özledim o huzuru...
Her şey biter... Ümitsizlik de biter…
Gözlerimi çektim artık denizden, şimdi bebeklerim kara parçalarında...

BÖYLESİNE SEVİLECEK BU DÜNYA
"YAŞADIM" DİYEBİLMEN İÇİN...

Yaşım 27 olacak yakında... Bu kadar sevilecek mi bu dünya...
Yaşadım diyebilmem için...

Ah bir de unutmadan en güzel günlerimiz  henüz yaşamadıklarımızdı değil mi ?