6 Nisan 2010 Salı

Ne adamlar sevdim zaten yoktular…



Sylvia Plath birinden hiçbir şey beklemeyince asla düş kırıklığına uğramaz insan diyor…
Aynen öyle…
Günlerce yağmuru izleyerek yann tiersen dinleyebilirim… Düşünmeden sadece yapabilirim… Bulutları izleyebilirim saatlerce yolculuk yaparak… Ama bilsem ki sonunda… 

Özlemek böyle bir şey…
Her şeyin bitmesini bilmek…
 Olmayacakları görebilmek böyle bir şey…
Boş düşünce balonunun kafanın üstüne dönüp durması…
Düşlerini sevebilmek böyle bir şey
Olmasa da düşlemek…


Kör bir düşe çiçek dürbününden bakabilmek böyle bir şey…

kapatıyorum gözlerimi yoksun dünya…
kapatınca daha güzelsin dünya…
 yüreğimin kuşları baharın eteklerinde
ne zaman bahar geldi diye açsa kanatlarını kardan üşümekte 
göç etme zamanı geçti
hep  karıştırmakta...
ne yana dönse  yüzünü
yağmur oysa
kendinden arda kalanları silmekte

Zaten ben ne adamlar sevdim hiç yoktular…



9 yorum:

beenmaya dedi ki...

evet ama bu biraz da insanın kendisiyle ilgili sanki. yani düşlemenin senle olan kısmıyla ilgili...

eğer o düşlerin sen de başlayıp sen de bittiğini farkediyorsun beklentilerini de öyle yönlendirebilir ve hayal kırıklığını en aza indirgeyebilir hatta yok edebilirsin gibi bir şey...

once upon a time... dedi ki...

"Sylvia Plath birinden hiçbir şey beklemeyince asla düş kırıklığına uğramaz insan diyor…"
tanrıııımmmmm biliyodum böyle düşünen tek insan olmadığımı bliyodum!

Hacivat dedi ki...

Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. Öylesine
bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum.
Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri
alarak bu yoğunluğa, olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor.
Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım
yok. Hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben. Yere göğe
zamana denize kayalara ve kuşlara da dokunan aynı tanrı değil mi? Bu kutla tanrının
yönetkenliğinde, olmayan ellerimle bir yok-tanrı'yı tutuyor ve ölçüyorum yokluğun ağırlığını.
Kefe'lerinden birine onun oylumu pekâlâ sığıyor, diğerine duygular, duyumlar ve düşünceler
yığılıyor, işte yetkin eşitlik...her gün her gece bu eşitliğin bilgisiyle geçiyor. Bir eskiciden
satın alınmış bu teraziyi birgün başka bir eskiciye vereceğim, o gün, tozanlarım her bir yana
dağılıp toprağın suyun ölümsüzlüğüne eklemlenecekler ve ben özgürleşeceğim

N.Marmara

NiLaY dedi ki...

çok güzel bir paylaşım :) sevgiler..

mor kedi dedi ki...

@ beenmaya: evet mayam insan öğreniyor düşlerini kontrol etmeyi ve düşmemeyi...:)

mor kedi dedi ki...

@ once upon a time: kesinlikle yalnız değilsin emin ol:))

mor kedi dedi ki...

@Nilay: teşekkür ederim nilay.. sevgiler benden...:)

mor kedi dedi ki...

@Hacivat: "Bir eskiciden
satın alınmış bu teraziyi birgün başka bir eskiciye vereceğim, o gün, tozanlarım her bir yana
dağılıp toprağın suyun ölümsüzlüğüne eklemlenecekler ve ben özgürleşeceğim"

Nilgün Marmara'nın en etkilendiği yazardır Plath ki sonlarını kendileri tayin etmişlerdir...
her ikisi de...
yer kürenin tüm arka bahçelerini görerek.. ikisini de çok severim...

beyazmavi dedi ki...

" birinden hiçbir şey beklemeyince asla düş kırıklığına uğramaz insan" desede;

birinden,birşeylerden,
hayattan vs
beklenti içinde olmayınca insan, amaçsızlığa yol almamalı..
gaye...

not:yağmur silmez,temizler.silen silgidir.yağmur ıslar, sertlikleri yumuşatır.sonrasında da güneş çıkar ki çiçekler yeşersin.

mutlu kal