22 Kasım 2009 Pazar

kesik


tüm kesikleri saysak
ne çıkar ortaya
...
kaç kesik sonra
yeniler kendini ruh
beden ortak olmaz mı o zaman ruha
bunca kesikle içim kaça bölünmüştür
açsam baksam sayılır mı
bu kadar şeffafken neden görmez kimse
lal'in aktığını bedende
neden bilmez kimse
bilen neden gider peki?
içim ezilirken
taşlarla basılırken ruhuma
tutamıyorum
bastıramıyorum parmağıma kesiklere
seyrederken içimden geçenleri
ortak oluyorum bu karnavala

18 Kasım 2009 Çarşamba

sevemedim


O kadar boya vardı ki yüzünüzde
Asla silmek gelmiyor içimden
Unuttuğunuz yüzünüz
Aynalarla yaptığınız anlaşmalar
Elimde değil
Sevemedim hiç
Yüzünüzü

13 Kasım 2009 Cuma

içimizdeki balıklar

ölüm dediğin aslında yalnızlıkmış bir sigara ver bana...
içinden şemsiye geçen şarkı bak...


ya yalnızlıktan sonra ne gelir
gerçek biz mi
büyümek mi
ya da dediğin gibi
kandırıldığını anlamak mı
o olmayacak vazgeçilmez sahne aslında hep düşümüzde kalıcak
her gün biraz daha yere batıp göğe çıkardığımız düşümüzde
düşen düşlerimizin içinde
boşluğa
girdiğimiz girdaplara

denizine balığına kayığına aldandığım koca yalan dünya
titretirsin iiçimin en derinini...
sanmam elbet üşümekten değil
titretirsin...
yana yana hem de
yana yana


ey dönüşüne yandığım dünya
içimdeki boşlukta döne döne nereye gidersin
bulur musun bir çıkış

alabalıklar olur mu içimde
bu kalabalık yalnızlıklarda
bilmem...
ölürler bazen, bazen uyurlar...
bazen daralıp çıkarlar
tutar yakalanır mı yeniden
içimizdeki balıklar....




MusicPlaylist











sebebi yok

10 Kasım 2009 Salı

özledik

öylee öylee özledik ki seni bilemezsin...


seni sonsuz bir sevgi, saygı ve şükranla anıyoruz.

...

çok özledim seni blog...
bi sürü akıntılar geçiyor içimden tutup yazamıyorum...

1 Kasım 2009 Pazar

şeffaf



O dışında herkes birileri…
Ve o birileri her daim var.
Her zaman kalabalık çevren…
Birisi hep tekil…
Birileri çoğul ama yetmiyor
Tekil çoğula baskın geliyor…
Birileri hep güzel şeyler söyler…
Vaatler… Vaatler…
Birisi senin gibidir…
Yaralıdır…
Yarasını yalayıp öperek seversin…
Apaçık olursun öylesine kendin olursun
Kanının dolaşımını görecek kadar saydam
Fark etmeden sarar yarasını
Yarasını sararsın…
İyileşir…
Gider…

31 Ekim 2009 Cumartesi

kasım düşü

kasım... ilk akşamüstü kapıda ve denize inen yokuşlarda... tüm akşamüstleri düşümde şimdi; içinden hep sen geçen bir düş gibi...

 üşüyen düşlerim gün gün düşer yaprak gibi dallardan... koca dallardan.. ıssız kalır düşlerim ve de çıplak ağaçlar gibi..üşür sarı kasımlarda....yağmura bulanır sonra toğrağa karışır... biten bir düşüm gibi..

düşen her yaprakla güneş te karışır toprağa...

susuş


hep sevdim gürültünü....
gürültünü sevdim çok...
sustun...
susmanı sevdim...
gittiğinde anladım gitmeni...
gelmelerini daha çok sevdim ..
telaşlı cümlelerini bir de...
sustun oysa..
uzun zaman sustun...
kağıttan gemiler yapıp
saldım akıntına...
dönmediler
dediğin gibi
herşey birgün biter...
herşeye inanmadım...
ama..
inandım sana..
sustun...
mecburen ben de...
şimdi araya reklamlar girdi...
tam bittiği yer burası ya da..
son yazısını göremedim
birkaç saniye farkla...

28 Ekim 2009 Çarşamba

çok ironik çok

2009 dan bıkmış yazımın altında 2009 için dileklerim yazısının görünmesi ne kadar ironik...
hayat bu işte..
bu ikisi arasında gidip gelen bir saçmalık