otobüsten 3-5 durak önce inip yürümek...yürürken damien rice dinlemek...
ve rüzgara karşı direnmek...
bu aşkın yakıştığı en güzel yer tam burası...
sonbaharda rüzgarlı bir akşamüstü zamanı...
boşluğa koymak ellerinle bilmeden
şarkıdaki kadın ve adam
biz miyiz
bu karşılıklı cinayeti işleyen
şimdi bu yanlış zaman dediğimiz yerde doğru bir şey aramaya gücümüz ve inancımız var mı ? öteki hayatlarımızdan biraz da olsa umut kaldı mı ?
bir doğruda bile kesişemedikten sonra anlamı var mı var olmamızın bu boşlukta?
belki dünya dönerken çemberde yüzerken biz, düşmeye devam ederken bir boşluktan takılıp diğerine düşerken göremiyoruz yap bozumuzun bize uyan ksımlarını...
boşluklar boş kalmaya devam ediyor...
belki bile bile görmezden gelerek
belki de değil...
ps: yazının şarkısı budur: damien rice 9 crimes
It's a small crime
And I've got no excuse
boz yap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boz yap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Kasım 2010 Pazartesi
9 Aralık 2009 Çarşamba
boz yap / çember
yazıp yazıp sildiğim kelimelere yenisi eklenmiyor..gözlerimden düşüyor yine düşlerim... yeni yıl geliyor ...
pek bir şey ifade etmiyor...
kulaklarım dışarıdan gelen iyi kötü tüm seslere pamuk tıkamış..
cümlelerim cebimde güneş bekliyor, ışık bekliyor kış yeni gelmiş oysa...
ruhum üşüyor...
aklım sessiz...
aklımdan yere düşen renkler pus ve yağmura bulanmış kıştan sebep...içimden geçenler yine soğuk düş etkisi yaratıyor...
...ve çember büyüdükçe merkez küçülüyor.
hayat hep aynı sahnesini izlediğim bir film gibi...üç geri bir ileri...
göçebe olsa da ruhum
bedenim toprak, kökleri derinde...
bundan sebep
ayrık otu gibi duruşumuz onunla ...
hayatla bir türlü uyuşmayan, parçası bulunmayan, kenarları bir türlü tutmayan boz yap gibiyiz...
parçalarımız bir türlü uyuşmuyor... denk gelemiyoruz... yanlış ele oyunuyoruz...
hayat sarı yapış yapış... yağlı vıcık vıcık... ellerimden kayıyor.. yere düşüp yuvarlanıyor.. uzaklaşıyor... tutamıyorum...
pek bir şey ifade etmiyor...
kulaklarım dışarıdan gelen iyi kötü tüm seslere pamuk tıkamış..
cümlelerim cebimde güneş bekliyor, ışık bekliyor kış yeni gelmiş oysa...
ruhum üşüyor...
aklım sessiz...
aklımdan yere düşen renkler pus ve yağmura bulanmış kıştan sebep...içimden geçenler yine soğuk düş etkisi yaratıyor...
...ve çember büyüdükçe merkez küçülüyor.
hayat hep aynı sahnesini izlediğim bir film gibi...üç geri bir ileri...
göçebe olsa da ruhum
bedenim toprak, kökleri derinde...
bundan sebep
ayrık otu gibi duruşumuz onunla ...
hayatla bir türlü uyuşmayan, parçası bulunmayan, kenarları bir türlü tutmayan boz yap gibiyiz...
parçalarımız bir türlü uyuşmuyor... denk gelemiyoruz... yanlış ele oyunuyoruz...
hayat sarı yapış yapış... yağlı vıcık vıcık... ellerimden kayıyor.. yere düşüp yuvarlanıyor.. uzaklaşıyor... tutamıyorum...
Etiketler:
boz yap,
çember,
hayat,
hayat kırıkları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
