otobüsten 3-5 durak önce inip yürümek...yürürken damien rice dinlemek...
ve rüzgara karşı direnmek...
bu aşkın yakıştığı en güzel yer tam burası...
sonbaharda rüzgarlı bir akşamüstü zamanı...
boşluğa koymak ellerinle bilmeden
şarkıdaki kadın ve adam
biz miyiz
bu karşılıklı cinayeti işleyen
şimdi bu yanlış zaman dediğimiz yerde doğru bir şey aramaya gücümüz ve inancımız var mı ? öteki hayatlarımızdan biraz da olsa umut kaldı mı ?
bir doğruda bile kesişemedikten sonra anlamı var mı var olmamızın bu boşlukta?
belki dünya dönerken çemberde yüzerken biz, düşmeye devam ederken bir boşluktan takılıp diğerine düşerken göremiyoruz yap bozumuzun bize uyan ksımlarını...
boşluklar boş kalmaya devam ediyor...
belki bile bile görmezden gelerek
belki de değil...
ps: yazının şarkısı budur: damien rice 9 crimes
It's a small crime
And I've got no excuse
boşluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boşluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Kasım 2010 Pazartesi
22 Kasım 2010 Pazartesi
nefes/siz
çok sıkıldım başka bir bölüme geçsek, sayfaları atlasak olmaz mı...
bu ara, bırak okumayı yaşamaya sıkılıyorum hayatımı.
bir tane hayatım varsa buna hakkım olmalı ya olmalı bence yani sayfaları değiştirebilmeliyim kimisini yırtıp atabilmeliyim..ya da yeni baştan yazabilmeliyim bazı yerlere kıvırıp dönmeli bazısında ayracı unutmalıyım...
ama gerçekten ben mi yazıyorum bu kitabı belki yazdığımı sanıyorum.. yazılan yerleri oynuyorum...
ve bazen benzer sayfalar geliyor sanki önüme. ben bunu okumuştum bu paragrafı burda şöyle olacak diyorum hatta aptallık yapıp hikayenin sonunun değişeceğini bekliyorum belki aynısı değildir diye... değişmiyor... değişmez... hayat o sevdiğin cümleleri çok nadir karşına çıkartıyor...
sonra
en alışamam dediğim şeylere alışıyorum gündüzleri gülüp geceleri ölmeye yatıyorum...
hiç bir arafım bu kadar cehennem kokmamıştı.
nefes denemeleri yapıyorum yorganın altında daha ne kadar nefesSİZ kalırsam yaşayabilirim sanki sürekli kendi rekorumu kırıyorum her defasında daha uzun kalabiliyorum...
hala yaşıyorum...
sanki kocaman bir sirk alanı burası, birinin elinde bir poşet var gezdirip duruyor. bana kurradan hep boş çıkıyor.oluk oluk boşluğum... yuvarlanıp gidiyoruz birlikte... alt alta üst üste yanyana... farketmiyor...
insan her şeye alışıyor...
bu ara, bırak okumayı yaşamaya sıkılıyorum hayatımı.
bir tane hayatım varsa buna hakkım olmalı ya olmalı bence yani sayfaları değiştirebilmeliyim kimisini yırtıp atabilmeliyim..ya da yeni baştan yazabilmeliyim bazı yerlere kıvırıp dönmeli bazısında ayracı unutmalıyım...
ama gerçekten ben mi yazıyorum bu kitabı belki yazdığımı sanıyorum.. yazılan yerleri oynuyorum...
ve bazen benzer sayfalar geliyor sanki önüme. ben bunu okumuştum bu paragrafı burda şöyle olacak diyorum hatta aptallık yapıp hikayenin sonunun değişeceğini bekliyorum belki aynısı değildir diye... değişmiyor... değişmez... hayat o sevdiğin cümleleri çok nadir karşına çıkartıyor...
sonra
en alışamam dediğim şeylere alışıyorum gündüzleri gülüp geceleri ölmeye yatıyorum...
hiç bir arafım bu kadar cehennem kokmamıştı.
nefes denemeleri yapıyorum yorganın altında daha ne kadar nefesSİZ kalırsam yaşayabilirim sanki sürekli kendi rekorumu kırıyorum her defasında daha uzun kalabiliyorum...
hala yaşıyorum...
sanki kocaman bir sirk alanı burası, birinin elinde bir poşet var gezdirip duruyor. bana kurradan hep boş çıkıyor.oluk oluk boşluğum... yuvarlanıp gidiyoruz birlikte... alt alta üst üste yanyana... farketmiyor...
insan her şeye alışıyor...
26 Aralık 2009 Cumartesi
gizli özne
Belki birkaç kişinin yarım kalmış öyküsünün öznesiydim…
Belki günü çoktan geçmiş
Ah alan kısmındaydım…
Şimdi kendi öykümün gizli öznesi gibiyim
Fiillere sorular soruyorum
Cevabını alamıyorum
25aralıkikibin9
14 Eylül 2009 Pazartesi
cam kenarı*

başımı otobüse yaslayıp ve tabiki cam kenarında, müzik dinlerken düşünerek ve de, ne çok isterdim gitmeyi...
ve sonunda sen olmayı....
ardından rakı sofrasında efkarlanmayı..
kederden ya hüzünden
ağlamayı belki
dinlemeyi en çok
sonra anlatmayı
ne çok şey birikmişti
bir sürü cümle kelime harf
boşlukta uçup gitti şimdi
ben hepsini sana biriktirmiştim oysa
içimdeki tüm hikayeleri
sana anlatacaktım
olmadı
yaralarını gördüğümde kapattın
kanamasını istemedin belki...
yaralarından öptüm seni
kanayan yerlerinden
ben
suya yazı yazdım
sen
yazıları da alıp suya daldın
yola çıkmayı istedim
çok istedim ...olmadı...
*yazarken sezen aksu yine mi çiçek çaldı
1 Mart 2008 Cumartesi
hasta
uçurtmanın ipi kaydı elimden...
bahar geliyor oysa tam sırası renklerin, uçan balonların..
acı bir uğultu var kulaklarımda sadece çalan uğul uğul...
yıllar geçiyorr... zaman değişiyor... ben sanki bekleme odasına alınmış, randevusu bilinmeyen,
bekletilen, ve o odada unutulmuş bir hasta gibiyim.Doktor çoktan gitmiş,dergilerin günü geçmiş, sohpetler bile susmuş...saçım başım dağılmış...
içimdeki boşluk dolmuyor..
uçurtmanın ipi kayıyor elimden..tutamıyorum... kimse görmüyor.. uçurtmayla birlikte hayellerim, rengarenk balonlarım da gidiyor...
sanki ölüyorum.. nefes alamıyorum...
bahar geliyor oysa tam sırası renklerin, uçan balonların..
acı bir uğultu var kulaklarımda sadece çalan uğul uğul...
yıllar geçiyorr... zaman değişiyor... ben sanki bekleme odasına alınmış, randevusu bilinmeyen,
bekletilen, ve o odada unutulmuş bir hasta gibiyim.Doktor çoktan gitmiş,dergilerin günü geçmiş, sohpetler bile susmuş...saçım başım dağılmış...
içimdeki boşluk dolmuyor..
uçurtmanın ipi kayıyor elimden..tutamıyorum... kimse görmüyor.. uçurtmayla birlikte hayellerim, rengarenk balonlarım da gidiyor...
sanki ölüyorum.. nefes alamıyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)