yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2009 Çarşamba

yalnızca bir rüzgar...



"biz beceremedik hayatta mutlu olmayı belki" dedi annesine sütü ocağa koyarken...
"hiç hem de... hatta  hiç beceremeyeceğiz de" diye yanıt geldi...

bölük pörçük sırasız dağınık cümleler gibi yaşıyoruz;
oysa biri gelse eliyle koymuş gibi bulacak gibi...
tuhaf...

defalarca çalınmış bir senfoninin artık hiç bir zevk vermemesi gibi...
koltuklar kırmızı...
koltuklar eskimiş...
değiştirmeye gücümüz yok..

farklı yerlerde de olsa hep aynı notayı yanlış basıyouz..
yapılan ezberler ve pratikler hiç bir işe yaramıyor...

bu kadar kalabalık mıyız...
bu kadar kalabalıksak neden yalnızız...

bu kış bu soğuk bile hakkıyla değil
artık ayak izlerimiz bile çıkmıyor yürürken o bembeyaz olmadığından
silik silik adımlarımz...

bir rüzgar bekliyoruz.
ister sert olsun ister meltem kadar sıcak...
hafif hafif essin ya da alıp götürsün istiyoruz
bir rüzgar...
alıp götürecek
ya da aldanıyoruz.
oysa,
sadece bir rüzgar yeter demişti...
...
çıkmayacak bir rüzgarı beklemek....

içimdeki müzik hep aynı bir adım öteye geçemiyor...

keşke çok mutlu olsam da mutlu etse yazdıklarım diye düşündü dışarıdaki yağmuru elindeki fincanla izlerken...

23 Ağustos 2009 Pazar

yalan--- peki ya yağmur ?


yalan...

ama yine de balık olabilirm rakı şişesinde...
divitkalemin ucundaki son damla mürekkep olabirim..
çölde kaktüs..
yapraktaki tırtıl..
yel değirmenini iten rüzgar..
güvercinin ayağındaki aşk mektubu...
lambadaki cin..
elmadaki kurt..
alice'in bulduğu anahtar...geçtiği küçük kapı...
sol anahtarı en sevdiğim melodinin..
binalara takılan uçurtma...
ağaçtaki limon...
otobüsün cam kenarı..
kırmızı çakıl taşı..
denizden yeni çıkmış deniz kabuğu..
sabah telaşı....

sanırım hala olabilirm bardakta iz.. tende koku...

ama senin burnuna düşen yağmur olsam daha mutlu olurdum...

23 Haziran 2009 Salı

akşamüstü

bulutlar geçiyor içimden.. yaz bulutları...
yağmurlar arka bahçeme saklanmış...çıksa ortaya hiç durmadan yağacaklar gibi...
havuzun içinde kırmızı ölü balıklar...
yağmurlar ne zaman başlar?

tüm akşamüstlerini çıkarsam takvimlerden..
yanlarına senden izler koysam...
tahta masada bir şişe rakı ...

çağırmadan gelsen...
öpsem...
yağmurlar hiç dinmese de olur..

sen alıp gitmesen gölgelerini...
ceplerine bak kaldı mı biraz daha biz?

6 Haziran 2007 Çarşamba

Gidiyorsun - Yağmur - Eskişehir....




Gidiyorsun
Beni bana bırakıp ayrılığa katlanıp
Biliyorum
Sen de benim gibi ayrılığa katlanıp
Artık bir derin sızıdır
Bize bizden gelen kalan
İçimizde saklanan
Artık bir ömür boyudur
Seni bana çağıran kalbimin kuytusundan
Gece yarıları
Sokak lambaları
Penceremde meraklı rüzgar
Okul çocukları
Pür telaş insanlar
Hiç birşey olmamış gibi
Oysa içimden kopğan bir sen değilsin
Umutlarım, anılarım, inançlarım var
Kendime gülümseyen bir halim olsa da
İçin için akan gözyaşlarım var
Gidiyorsun
Beni bana bırakıp ayrılığa katlanıp




Yağmur yağıyor şu an, dünyanın bir kentinde, eskişehirdeki bir evin balkonuna, seyrediyorum elimde sıcak bitki çayımla... daha yeni birini yolcu ettiyseniz öle ardından deli gibi yağan yağmuru izlemek iyi gelir insana hele fonda fikret kızılok akıyorsa inceden...


Yağmur dindi, Dünya kucağımda, fonda hala fikret kızılok ve toprak kokusu bir de gidenler gelse dana ne istenir ki !