eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2010 Cumartesi

mış gibi


e-eee daha daha nasılsın neler yapıyosun?

-hiç birşey yapmıyorum... çok iyiym...her şey çok güzel
ben sadece hala nasıl yalan söylediğine bakıyorum hala ve hala şaşırıyorum bile bile bu kadar usta olmanı yediremiyorum...

hiç beklememiş-
hiç tanışmamış-
hiç konuşmamış-
hiç sevmemiş-
hiç sabretmemiş-
hiç yaşamamış-
hiç ağlamamış-
ız
gibi

sanki hiç bişi olmamış gibi
onca zaman geçmemiş gibi
 birlikte büyümemişiz gibi
o parkta hiç oturmamış
o kuşları besleyen biz değilmişiz gibi


ne tuhaf
dahası kötü
olmamış gibi nasıl yaşanır

değiştim
yoruldum

ve yarın eskişehire gidiyorum
o zamanın başladığı yere
cinayetin başladığı yere
zaman geri gelsin diye değil
daha çabuk geçsin
ileri sarsın diye değil
öylesine gidiyorum


sırf kendim için
öylesine de olsa...

14 Mayıs 2010 Cuma

eski


şenliğe gitmek için ayarlardık dersleriii... yürürdük kalabalığa çok da kalabalık olmayan çimlerde... hepsi bizimdi tüm ağaçlar,yeni yapılan binaların dışları, yazın tozları, sevdiğimizin yazarların şairlerin konferans günleri, küçük kağıtlara ders notlarının arasına düüşen kelimelerimiz,karda çıkardığımız ayak izlerimiz,düşmelerimiz,ayaz... gençtik işte var mıydı dahası...yüzbilmem kaç tane isyan binbilmem kaç tane hayalimiz vardı...şimdi kimse kalmadı...
yorulduk ve bitti hepsi...

hayat bazen çok saçma...
biz nerdeyiz?
neresindeyiz?

şimdi nereme koysam seni sığdıramam... nereye yakıştırsam sırıtırsın...
saldım seni canın nereye isterse oraya koy... beni de  kanatlarına almayı unutmadan...


 nedense "Nazım'ın Nereden Gelip Nereye Gidiyoruz" isimli şiirini okuduktan sonra bunlar dökülüverdi...ben de anlayamadım...


boşlukta çıkardığımız tüm sesler konuşmalar uzaya bi yere gidiyo mudur acaba...

6 Şubat 2010 Cumartesi

ARAF





Eskişehir’de tren garı
Hava buz
Hava keskin
Hava demirden
Gözler kitli yerdeki taşlara
Geldiler
Yolcular
Yolcular bakan gözleri bakmayanları ne varsa
 Gözlerinde çekip fotoğraflarını
Gittiler
Kalanlar
Kalanlar yaprakları ceplerine doldurup gittiler
Her şey böyle başladı önce
Sonra mı?
Öncesi ve sonrasının sıkışmasındaydı arada kalanlar
Şimdisi olamayanlar
Ne gidip ne de kalanlar
En çok canları yananlar
Tren bir onları almazdı giderken
Gittiler gitmenin büyüsüne kapılıp
Kaldılar kalmaktan medet umarak
Ve
Ağlamak en çok ona yakıştı
Bu şehirde
Kimse bilmedi


11 Eylül 2009 Cuma

adamım - kadınım




MusicPlaylist
Music Playlist at MixPod.com



levent yükselin kadınım şarkısını bilmeyen yoktur zaten levent yükselin o ilk albümü de alemeti farikadır ne dinlerdim...ah ah... zaman zaman döneme göre yine açılır dinlenilir...
sözleri şöleydi:


Sana dargınım
Kırgınım sana kızgınım
Haksızlık vefasızlık bu
Bu herşeyi inkar eden duygu
Ne acı yazık!
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu?
Bu deli adamı unuttun mu?
Sevdin mi gerçekten ah sevildin mi?
Söyle onları da öptün mü?
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu?
Bu deli adamı unuttun mu?
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi?
Söyle onları da öptün mü?
Hiç üzülmedin mi?
Düşünmedin mi halimi?
Hiç mi sızlamadı için?
Bir tek iz bile yok mu benden?
Ne acı yazık!
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu?
Bu deli adamı unuttun mu?
Sevdin mi gerçekten ah sevildin mi?
Söyle onları da öptün mü?
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu?
Bu deli adamı unuttun mu?
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi?
Söyle onları da öptün mü?

ben şarkıları pek bir kendime göre çevirirdim eskiden.. yani artık eskisi kadar sık yapmıyorum...
nedense bir yerlerden bu şarkı geldi kulağıma bugün, bir geceyi hatırladım eskişhirde yine.... hasan polatkan caddesinde bu şarkıyı öyle içten sölerdim söylemiştim o gece... zaman zaman da yapardım zaten...

adamım söyle sen mutlu oldun mu
bu deli kadını unuttun mu
sevdin mi gerçekten ah seviştin mi
söyle onları da öptün müü?

diğer kısımları değiştirmeye gerek yoktu zaten...

yanımdaki arkadaşım bakardı gülerdiii sonra ben de gülerdim
deli gibi bir kahkaha patlatırdım en esaslısından
e gülmek daha bir ilaç olmuştur kimi zaman ya öle birşey işte...
aklıma geldi tam o an ... niyeyse....
özledim herhalde yine..

15 Temmuz 2007 Pazar

yalnız yalnız yalnız ya da hayat kırıkları

Aylardan Temmuz, Yıl 2007 günlerden Pazar yer Eskişehir vakitlerden gece, bir mahalle bir cadde bir dairenin 4.katı, balkon kapısı açık… Rüzgâr gelip gidiyor ara ara sarı perdelerde…

Yalnızız işte ya da yalnızım evet... Daha bir kabullenir oldum artık bahaneler de uydurmuyorum ,kılıf aramıyorum ne bileyim bir yerlere sıkıştırmıyorum aynalardan kaçmıyorum bol bol konuşuyorum çoğalan kendimle…
Tırtıldım belki kozamı örüyorum kelebek olmaya hazırlanıyorum ama daha çok zamanım var biliyorum her uğraş her çaba sancılı ve ağır geçer bu da öyle bir şey belki de uçana kadar kaç kez düşücem kimbilir ?

Şimdiye kadar yapmadığım hatta nefret ettğim şeyleri yapıyorum internet sitelerinin kadın bölümlerine girip moda güzellik gibi tavsiyelerine bakıyorum ama olmuyor belki işe yarar diyorum biraz da olsa gider sıkıntım bunalmışlığım diyorum ama olmuyor tek tek okumadan kapatıyorum yine sayfaları evet gözaltı morluklarım vardı ve ben mutluydum onlarla yaşamaktan krem sürüp ya da bilmediğim otlarla gezmek istemiyorum ben böleyim… Saçlarım güzeldi belki ama kırıktı bunun için zeytinyağlı kürler yapmak saçmaydı beni ben yapan saçlarımdaki kırıklarımdı kesince gitmez miydi sanki? zaten alt üstü saç kırığıydı!

Peki ya diğer kırıklar diğer boşluklar diğer yaralar ? Onlara da bitki kürleri iyi gelir mi acaba ruhumu bir günlüğüne çıkarıp assam balkona kurur mu ıslaklıkları...

Hava sıcak... Şuan nasıl da isterdim denize bakmayı bir hamakta uyuyakalmayı uzun zaman oldu deniz kabuğu toplamayı kumlardan, içinden yengeç çıkarmayalı çokça zaman oldu... Büyüdükte mi böyle olduk biz? Sevinçler azalır oldu tüm bu saçmalıklar büyüdük diye mi yani?
Bütün bir ömrü koca bir evde bir kediyle baş başa geçirmeye hazır değilim henüz o kadar büyümedim. Tamam, her şeyimi kendim bizzat ben yapıyorum dolabın üstü ödenecek faturalarla dolu, akşamdan koymam gerekiyor kapıya damacanayı susuz kalmamak için, her ayaidatı ne zaman vericem diye debeleniyorum, lavaboyu ben açıyorum tıkanınca tamam... Hem sınavlarım hem ev hem de iş bulmakla yükümlüyüm tamam ama daha fazlasına hazır değilim. Yalnızlık ta güzel ama çaya kaç şeker alırsın diyen biri olmalı ya Yücel’in değdi gibi olmalı ya olmalı... Yoksa kendi elimle ördüğüm duvarların altında kalacağım böyle giderse…